top of page
  • Yazarın fotoğrafıNurhayat Güngör

NASIL BAŞLARSAN ÖYLE GİDER Mİ?

Güncelleme tarihi: 26 Mar


Daha çok var biliyorum ama gelecek yıl için endişeliyim. Ben defalarca birinci sınıfla başlamış mini mini birlerini bir sonraki aşamaya uğurlamış bir sınıf öğretmeniyim. Öğretmenler için birinci sınıf en zor ve en müthiş dönemdir. Velilerin de korkulu rüyası olduğu da bir gerçektir.

Bu başlangıç tam bir inşaat alanı gibidir. İş makinaları, yapılanlar kadar yıkılması gerekenler. Yerleşirken taşınması gerekenler. Güvenlik problemlerine rağmen aktif fiziksel aktiviteler. İşleyişin minik bir tatille başa dönmesi. Yeniden yeniden defalarca tekrar eden rutinler.

İşte bu kargaşanın içinde en sakin en kendinden emin olması gereken öğretmendir. Yani öyle olması umulur. Peki biz ne hissediyoruz? Bolca kaygı, heyecan, korku ve azıcık baskı! 

 


Ben bu başlangıcı çok önemsiyorum. Öğrencilerimin zihninden hiç silinmeyecek o ilk gün, tanışma, bakışların kesişmesi bağlanmanın en önemli adımı. Hala çalışmakta olduğum okulumda ilk günü nasıl unutulmaz kılabiliriz diye düşündük. Zümre olarak bulduğumuz fikir şuydu; sınıf listeleri önceden duyurulmadı. Öğretmenler olarak birer renk seçtik ve okulun ilk günü o renklere göre giyindik. Bahçeyi dolduran veliler ve çocuklar her sınıfın bir rengi olacağı ve öğretmenini bulmak için rengini öğrenmesi gerektiği duyuruldu. O sırada bahçenin çeşitli yerlerine saklanmıştık. Listeler okunmadan önce sınıfın rengi söylendi. Sonrası ismi okunan çocuğun ve ailenin öğretmenini bahçede arayıp bulması. Bugün gibi hatırlıyorum beni ilk önce Büşra bulmuştu. Koşarak bana sıkıca sarılması harikaydı. Hiçbir öğrencim annesinden ayrılma konusunda sıkıntı yaşamadı. Beni bulan öğrencilerimi alıp benimle aynı renkte süslenmiş sınıfa yine aynı renkte balonlarla süslenmiş koridoru geçerek götürdüm. Meslek hayatım boyunca çocukların bana rahatlıkla dokunabilmelerine özellikle önem verdim. Her istediğinde sarılabilmeliydi.



İlk başlatan olmak çocuklar için zor olabiliyor, çılgın fikirleri başlatmak da bize düşüyor çoğu zaman. Sınırlarını bilmeyenler ve fazla sınırları olanlar için güvenli bir alan açmak gerekiyor. Bu alanı tıpkı bir çocuk gibi sahiplenmeli ve esnek olmalısın. 

Sonraki yıllar birinci sınıfta yaptıklarının meyvesi aslında. Yenilikleri korkusuzca karşılamaları için arkalarından azıcık itmek, yanında elini tutmak ve önden yavaş adımlarla gitmek gerekiyor. 

Bu yolculukta en büyük yardımcılarım veliler, kitaplar ve müzik oldu. Çocukların sevdikleri müzik parçalarını çizgi film karakterlerini her derste kullandım. Bunlar derslerin yanı sıra bağ kurabilmemiz açısından da oldukça yardımcı oldular.



Yapılacak gösteri ve etkinliklerde eğlenmelerini öncelikli tuttum. Michael Jackson şarkılarını 23 Nisan için kullandık ve her aşamasında çok eğlendik.

Nasıl başlarsan öyle devam ediyor mu bilmiyorum ama yolculuk sırasında iyi bir başlangıcın çok işe yaradığını biliyorum. Bu süreç problemsiz pembe bir serüven değil ama bittiğinde bolca deneyim ve gelişimle sonuçlanıyor.



Nurhayat GÜNGÖR


Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page