SU FAKİRİ
- Firdevs Alkan Türkseven
- 5 gün önce
- 3 dakikada okunur
Olmaz dediklerimin bir bir karşıma çıktığı son zamanlarda bunların arasına bir yenisi daha eklendi ki bence en hayati olanı: Su kesintileri.

Günlerim belirli bir rutinde akıp giderken farkında olmadığım veya olsam da tepki göstermeden akışın rehavetine kapılıp sürüklenmeyi seçtiğim yaşam biçimimde araya giren ve tüm büyüyü bozan tersliklerle uyanıveriyorum. İzmir’de bu yaz sıçrayarak uyanışları çokça yaşadım ve olmaz dediklerim olunca gözüne ışık tutulan tavşan misali ne yapacağımı şaşardım. Evde suyun olmaması hiç alışılacak bir şey değilmiş, anladım.
Temmuz ayı itibariyle başlayan zorunlu su kesintileri yaklaşık beş aydır sürmekle birlikte ne zaman son bulacağıyla ilgili de net bir tarih verilmiyor ve bu durum giderek beni düşündürüyor. İzmir’e en son nisan ayında düşen bereketli damlalar Ocak ayına gelinmesine rağmen bir türlü düşmüyor. Bu durum sürenin uzayacağının habercisi oluyor maalesef.
Peki, bu kadar uzun süre su kesintileri Türkiye’de ilk kez mi yaşanıyor? Hayır, 1994 ve 1995 yıllarında da yaşanan aşırı kuraklık ve iklim değişiklikleri sebebiyle barajlarda su birikmeyince İstanbul gibi büyük şehirlerde uzun süreli su kesintileri yaşanmış. O tarihten itibaren bu konuyla ilgili yetkililerin elle tutulur bir hazırlık veya kesintileri önleme çalışması yapmadığı maalesef ortada. Yine “bir şey olmaz canım!” diyerek geçiştirilmiş yılların acı sonucunu bu yıl derinden yaşıyoruz.
İklim değişikliği, nüfus artışı, orman yangınları ve sulak alanların tahribatı, yanlış arazi kullanımı, tarımsal tüketim, sanayileşme gibi birçok başlığın birbiriyle bağlantısı sonucu su kullanım politikaları doğru yönetilemiyor ve temel hak olan “su” dünyada da ülkemizde de giderek azalıyor. Yaşamın temeli olan suyun döngüsünü tamamlayamayıp yeryüzüyle kavuşamaması birçok ekolojik alanın ve türün yok olmasına davetiye çıkarıyor.

Ülkemizde suyu en fazla tarımsal alanda %74 oranında kullanıyoruz ve maalesef sürdürülebilir olmayan yanlış uygulamalarla israf ediyoruz. Evlerde %15 oranında ve sanayide ise %11 oranında su kullanımımız mevcut. Her alanda da yanlış politikalarla suyu kirletiyor ve arıtma sanayi eksikliğimiz nedeniyle suyu yeteri kadar dönüştüremiyoruz. Su her canlının birincil yaşam hakkıyken yine kendi ellerimizle kendi hakkımızı elimizden alıyoruz. Suyun adil dağıtılmaması aslında su kesintilerinin baş nedeni. Madenlerde, tarım arazilerinde, ağır sanayide bilinçsizce tüketilen suyun nedense bireysel kullanımdan cezasını kesiyoruz. Yetkililer, evde kullanımı azaltmak üzere kamu spotlarını daha ön plana çıkarıyor, halbuki verilere bakıldığında dikkat edilmesi gereken ilk yer ev değil. Tabii ki bireysel kullanımımıza dikkat etmek zorundayız fakat diğer büyük kayıplara önlem alınmadığı sürece benim evde bir musluğu kapatmamın etkisi konusunda emin olamıyorum.
Cennet vatanımızda giderek çölleşen iklim şartlarına ve dengesiz artan nüfusa yönetimsel anlamda müdahale edilmediği sürece “su fakiri ülke” olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz. Bir ülkenin su bakımından zenginliği kişi başına düşen su miktarına göre belirleniyor. Ülkemiz yıllık kişi başına 1.519 metreküp civarında su düştüğü için “su azlığı çeken” ülke konumunda son yıllarda. Ama ilerleyen yıllarda hiç de durumu kurtaracakmışız gibi görünmüyor. Karamsar olmamaya çalışsam da yaşadıklarımız bunu gösteriyor. Su fakiri ülke olmamak için ciddi yaptırımlar gerekiyor.
Peki, su fakiri bir birey ve ülke olmamak adına yönetimler ne yapmalı?
Su havzalarını doğru yönetmeli
Sürdürülebilir tarım politikalarına geçmeli, modern sulama sistemleri sorunlu olmalı
Atık su arıtma ve geri dönüşüm tesisleri kurmalı
Suyun ekolojik önemini eğitim politikalarında vurgulamalı
Dünyamı daha yaşanabilir bir yer olarak geleceğe emanet edebilmem için ben neler yapmalıyım?
Kısa duşlar almalıyım
Sebze ve meyveleri su dolu bir kapta yıkamalıyım
Bulaşıkları makinede yıkamalıyım
Sifonun küçük haznesini kullanmalıyım.
Aldığım gıdaları israf etmemeliyim
Evde su kaçağı kontrolü yapmalıyım.

“Su fakiri” olmamak bizim elimizde. Suyun değerini çok çok iyi hissettiğimiz son iki ayda suyun geleceği için umarım taşın altına herkes elini koyar ve temel hak olan suyun elimizden alınması son bulur.










Ve maalesef Ocak ayını bitireceğiz neredeyse ama artık her gün planlı su kesintisi var. 😶🌫️