• S. Yusuf ÇAĞLAYAN

TRANSAKSİKYONEL ANALİZ

Güncelleme tarihi: Eyl 28

1) Bize Vedat Yalçınöz'den bahseder misiniz? Neler yaptınız, neler yapıyorsunuz?

Lisans ve yüksek lisansımı Dokuz Eylül Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü'nde tamamladım. Doktoramı ise Doğuş Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Klinik Psikoloji Programı'nda yapıyorum. On altı yılı aşan meslek yaşamımda çeşitli kurumlarda çalıştım ve pek çok projede yer aldım. Okul psikolojik danışmanlığı, adli bilirkişilik, psikoterapi en yoğun olarak çalıştığım işler. Transaksiyonel Analiz, Çözüm Odaklı Terapi, EMDR gibi yöntemleri kullanarak özellikle ergenler, yetişkinler ve çiftlerle çalıştım. Halihazırda psikolojik sağlamlık konulu bir projede yürütücü ve yine bir başka projede ise danışman olarak sorumluluk üstleniyorum.


Son olarak; çalışma arkadaşlarımla birlikte Alsancak’ta kurduğumuz ofisten ve diğer tüm işlerimden kısa süre önce ayrılarak Londra’ya yerleştim ve bundan sonra çalışmalarımı Londra’da sürdüreceğim ancak ek olarak Türkiye’deki STK’lara, projelere ve danışanlarıma çevrim içi olarak destek vermeyi sürdürüyorum.


2) Çalışma alanlarınızdan biri de Transaksiyonel Analiz kuramı (TA). Bize bu kuramını kısaca açıklar mısınız?

Temelde bir sosyal psikoloji teorisi olan Transaksiyonel Analiz, Psikoterapist ve Kuramcı Eric

Berne tarafından 1950’li yılların ortasından itibaren temellendirilen ve sonrasında gelen diğer büyük TA’cılar tarafından geliştirildi. “Transaksiyonel Analiz”, Türkçe’ye “İşlemsel Çözümleme” olarak çevrilse de çoğunlukla TA kısaltması ile tanımlanıyor.


Sigmund Freud’un temellendirdiği ve geliştirdiği psikodinamik kuramdan ve psikanalizden oldukça etkilenen ve beslenen BERNE, kendi geliştirdiği TA’da bazı temel kavramları farklı ele almakla birlikte yeni kavramlar ve yöntemler de ortaya koymuştur.


Örneğin Freud, bireyin kişiliğini id-ego-süper Ego olarak üç ana bileşen ile açıklarken Berne çocuk-yetişkin-ebeveyn olarak yine üç ana bileşen ile açıklamıştır. Farkılaşan nokta ise id-ego-süper ego üçlüsünün her biri kendi içinde bölümlenmezken, Berne’nin ürettiği çocuk-yetişkin-ebeveyn kavramları kendi içinde alt bölümlere ayrılır. Çok derine girmeden birkaç özgün kavramdan da söz edelim:

Transaksiyon, benlik durumları, ben iyiyim sen iyisin, kontrat, psikolojik oyun, temas ihtiyacı, ilişki üçgeni gibi kavramlar TA’nın alan yazına kazandırdığı önemli kavramlar…

Son olarak TA’nın sadece psikoterapide değil özellikle organizasyonel çalışmalarda, kurum içi verimliliği arttırmada, iletişim odaklı pek çalışmalarda kullanıldığını da belirtmek isterim.


3)Özellikle "iletişim" odağında TA'nın değerini nasıl görüyorsunuz?

Psikoterapi, psikolojik danışma ya da basit görüşmeye göre çok daha derin ve bütüncül bir süreç. Pek çok psikoterapi ekolü ve yöntemi kişilerin geçmişleriyle, travmalarıyla, yıllarca önce gerçekleşen olayların ve deneyimlerin, bugün kişinin psikolojisini ve ilişkilerini nasıl etkilediğine odaklanır. Bu bakış açısı ve yöntem genelde doğrudur ve pek çok durumda işlevseldir de.

Ancak bazen sorun sadece kişinin kendisini ve karşıdakini nasıl/hangi ego durumuyla değerlendirdiği ve nasıl iletişim kurduğuyla ilgilidir. Bu noktada TA gözlüğü ile süreci değerlendirdiğimizde sorunlu çocukluk, ödipal karmaşa, travma ya da benzeri konulara odaklanmak yerine ego durumlarına ve iletişime odaklanmak sorunun çok daha kısa sürede ve daha ince bir dokunuşla çözülmesini sağlıyor diye düşünüyorum. Mesleki deneyimlerim de bu yönde.


Ben Transaksiyonel Analiz’i bireysel psikoterapi seanslarında da kullanmakla birlikte özellikle çiftler arası ilişkilerde (sevgililer, eşler ya da anne-çocuk, baba-çocuk gibi) yaşanan sorunlarla çalışırken kullanıyorum ve çok etkili bir yöntem olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.


4) Aile bireyleri arasındaki iletişim ve ilişkiyi TA çerçevesinde nasıl yorumlarız?

Yaşamımızın her anında etkili olan iletişim aile içerisindeki en önemli unsur elbette. Alanımızın duayenlerinden Üstün Dökmen’in çok beğendiğim bir benzetmesi var. “Avrupa’da evlilikler tangoya benzer. Tango iki kişiyle yapılır. Bizde ise halaya benzer. Tüm aile birlikte halay çekersin”.


İster evli olsun, ister nişanlı ya da sevgili, bir çiftin ilişkisi bizim kültürümüzde kalabalık bir insan topluluğunun iletişim ve etkileşimini beraberinde getirir. Bu nedenle sürecin sağlıklı ve doğru psikolojik müdahalelerle ilerlemesi gerekli. Ancak pek çok doğu kültüründe olduğu gibi bizim kültürümüzde de “ebeveyn” ego durumunun hakim olduğunu göz önüne alırsak “içimizdeki çocuk”ların çevremizdeki “ebeveyn”lerden nasıl etkilendiğini anlamaksızın kaliteli bir iletişim ve doğal olarak kaliteli bir yaşam kurmamız pek olası değil…


Kaldı ki ilişkimize bir de çocuğumuz dahil olduğunda eşler arası iletişime ek olarak farklı bir perspektif daha oluşturmak gerekiyor ki bu bizim üzerimizdeki yükü ve sorumluluğu arttırıyor elbette…


5) Bir öğretmenin öğrencileri başka öğretmenlerle iletişiminde TA bilmenin avantajları neler olabilir?


Bireyin yaşantısındaki en önemli birkaç figürden biri de öğretmen figürüdür. Örneğin, bir tapu memuru ile tanışmadan, etkileşime girmeden otuz yıl yaşayabilirsiniz ya da sağlık sorunları yaşamayan bir kişi, hiç cerrah ile tanışmadan yaşamını tamamlayabilir. Zaten bu sözünü ettiğim iş / meslek sahipleriyle etkileşime girmiş olsanız bile bu kişiler bizim yaşamımızda geniş bir yere sahip olmadıkları gibi kişiliğimizin oluşumunda da belirleyici değillerdir.


Ancak söz konusu öğretmen olunca tam tersi oluyor yani dünyadaki neredeyse her insanın yaşamının bir döneminde hem de geniş bir döneminde iletişim kurduğu, üstelik bu iletişim ve etkileşim çocukluk ve gençlik dönemlerinde olduğu için yoğun bir şekilde olduğu için kişiliğinin oluşumunda etkili olan bir meslekten söz etmiş oluyoruz.

Elbette TA bilmeden öğretmenlik yapılabilir, hatta çok iyi de yapılabilir ancak bir öğretmenin TA bilmesi, özellikle iletişimsel bazı becerileri geliştirerek hem öğrencileriyle hem öğrencilerinin aileleriyle hem de çalışma arkadaşlarıyla kurduğu iletişimi temelden değiştirerek farklı bir paradigma ile yapılandırmasını ve çok daha verimli, kaliteli bir sürece dönüştürmesini sağlar.


Özellikle ego durumları, ben iyiyim sen iyisin, ben dili, Sandviç Tekniği gibi TA temelli kavramları içselleştirmiş ve kullanan bir öğretmenin çok daha başarılı olacağına inanıyorum.


6) Transaksiyonel Analiz alanına yoğunlaşmak isteyen kişilere kitap ya da film önerileriniz neler?


Her konuda olduğu gibi TA’da da okunması gereken birkaç temel eser var. Kısaca listeleyecek olursak:

  • İnsanların Oynadığı Oyunlar-Eric Berne

  • Hayat Denen Oyun -Eric Berne

  • Günümüzde TA – Ian Stewart, Vann Joines

  • Ben Ok`im Sen Ok`sin – Thomas A. Harris

İzlenmesi gereken film / dizi olarak ise;

  • İçimdeki Çocuk – Yön. John Turteltaub

  • Me, MyselfandI - Dizi


13 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör