• Gülnaz Çağlayan

Bir Oyun Kaç Farklı Şekilde Oynanabilir?

Uzun süredir yapmayı planladığımız blog sayfamız yavaş yavaş olgunlaşıyor. Bu kategoride sizlerle sınıf içi uygulamalar paylaşacağız. Bazen bir masal, bazen bir kitap karakteri bize eşlik edecek. Oyunlar oynayıp, renkli hayallerimizi ortaya koyacağız. Bakalım neler üreteceğiz?


Tüketim alışkanlıklarımızın giderek arttığı üretim kısmında yetersiz kaldığımız son dönemlerde kafamdaki asıl soru: "Çocukların tüketim alışkanlığından çok üretmeye nasıl yönlendirebiliriz?"


İşte bu sorundan yola çıktığımda aklıma gelen ilk şey oyun yolu oluyor. Biliyoruz ki çocuklu her evden yüzlerce oyuncak taşıyor. Kimi defalarca oynanırken kimi birkaç kez oynandıktan sonra sepetin derinliklerinde bir yerlerde kendine yer buluyor. Peki ne yapmalı? Minimum malzeme ile maksimum verim nasıl alınır?


Bu konuda sınıfta çocuklarla "Hızlı Bardaklar" kutu oyununu oynayarak başladık. Bilmeyenler için oyunu kısaca anlatayım. Her oyuncunun beş renk (kırmızı, sarı, mavi, yeşil, siyah) plastik bardağı var. Oyun kutusu içinde bardakları hangi konuma göre sıralayacağımızı gösteren kartlar ve bir de zil yer alıyor. Amaç bardakları görseldeki gibi yatay, dikey vb. sıralayıp ilk önce zile basmak. Dikkat, koordinasyon, hızlı hareket etme gibi kazanımlar içeren oyunu birkaç kez oynadıktan sonra çocuklara bu oyunu kuralları dışında daha farklı nasıl oynayabileceğimizi sordum. Amacım yeni kurallar üreterek aynı oyunu defalarca oynamak. Hem öğrenmek hem de eğlenmek.


Bu sorunun üzerine tek bir oyundan tam 20 farklı oyun ürettik. İşte bunlardan birkaçı...


Bardakları ve zilleri kullanarak; zil ile oluşturduğumuz ritmi bardaklarla tekrarladık. Çember şeklinde oturarak bardakları belli bir ritimde sağa sola vererek iş birliği içinde "Al-ver" oyunu oynadık.


Bardakları ve kartları kullanarak; karttaki görseli anlatarak diğerlerinin yapmasını sağladık. Bu versiyonda konumlandırma, yön ve ifade becerilerinin hepsini kullanmaya çalıştık. Tek bir çalışma ile birçok kazanım işin içine girmiş oldu. Birçok yetişkinde bile bir şeyin konumunu anlatmak epeyce zorlayıcı olabiliyor (ör: bir yerin adresi =)) Bu şekilde oynamak bu becerinin gelişmesi için minik tohumlar attı.


Sadece bardakları kullanarak; hepimizin bildiği "Kulaktan Kulağa" oyununu renkleri akılda tutarak oynadık. İki grubun başındakilere aynı renkleri söyledik. Sonraki kişiler söylenen renkleri üst üste takmaya çalıştı. Kısa süreli bellek, hafızada tutma için birebir etkili bir oyundu. Hem de eğlenceli.



Kartlardaki renklerden birini eksik söyleyerek hangin rengin eksik söylendiğini bulup o bardakları havaya kaldırmalarını istedik. Duyduğu ve duymadığı renkleri ayırt edip dikkatini yönetmiş olmaları çok önemliydi.

Farklı bir şekli ise şu oldu. Kartı kısa süre gösterip karttaki bir nesne/şeklin rengini sormak. Örneğin; ikinci deve hangi renkti? Birinci devenin üzerinde hangi renkte biri vardı?



Buraya yazmadığım farklı birçok çalışma daha oldu. Bu okuduklarınızdan aklınızda kim bilir neler oluştu? Bizimle paylaşmak isterseniz yorumlar kısmına düşüncelerinizi ekleyebilirsiniz. Umarım oyunların oynanışında farklı kurallar üretme kısmı hoşunuza gitmiştir, sizlerin de benzer uygulamaları gerçekleştirebilmeniz dileğiyle...


Keyifli oynamalar dileriz.


35 görüntüleme0 yorum